YABANCI KAYNAKLI BİLGİNLER VE BULUŞLARI ANSİKLOPEDİSİNDEKİ İKİ TÜRKTEN BİRİ MİMAR SİNAN'DIR. DİĞERİ BİR SONRAKİ ÖZEL DOSYAMIZDA.....

Büyük Türk mimarı Sinan'ın yapıtlarına bir bütün olarak bakıldığında, biçimlerinin evrenselliği, anıtsallığı ve uzun yaşamı süresince Türk mimarisini ulaştırdığı düzey, Osmanlı İmparatorluğu'nün tüm karakteristiğine ışık tutar.
Koca Sinan diye de anılan ünlü mimar, Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu. 1512'-de, Sultan Selim devrinde devşirme olarak istanbul'a getirildi, acemioğlan ocağına girip yeniçeri oldu. Sultan Süleyman devrinde Bağdat seferine katılıp atlısekban olduktan sonra, sırasıyla yayabaşılığı, zemberekçibaşı unvanlarını aldı. Bu arada Alman, Tebriz ve Bağdat seferlerine katılmıştı. Van kalesi kuşatmasında, göldeki kalyonlara toplar yerleştirdi. Bu başarısıyla haseki olarak Korfu, Kara Boğdan seferlerine katıldı. Ordunun geçtiği yollarda köprü, yol, kale, kanal gibi yapım işlerinde çalıştı. Çalışmaları sonucu 1536'da mimarbaşı oldu ve ölümüne dek bu görevini sürdürdü.
Osmanlılar da, tüm büyük çağlar gibi, kendi mimarilerini yaratmak zorundaydılar ve Sinan bunu gerçekleştirmiştir. Türk tarihinin en görkemli çağını biçimlendirmiş, bir mimar-mühendis dehasıyla yapıtlarım günümüze kadar ulaştırmayı başarmıştır.
Mimar Sinan, Yavuz, Kanuni, II . Selim ve III. Murat devirlerini görmüştür. Çağdaşı, arkadaşı Şair Mustafa Sai Çelebi'nin yazdığı Tezkiret-ül Ebniye ve Tezkiret-ül Bünyan adlı eserlerde Sinan'ın oluşturduğu eserler ayrıntılı olarak verilmiştir. Bunlara göre Sinan'ın; 84 cami, 57 medrese, 51 mescit, 22 türbe, 7 darülkurra/mektep, 7 imaret, 3 darüşşifa, 5 suyolu/kemeri, 8 köprü, 18 kervansaray, 35 saray/köşk, 8 mahzen (depo), 46 hamam yaptığı belirtilir. İstanbul ve çevresindeki yapılar, Sinan'ın olabilir, ancak çok uzaktaki yapıların İstanbul'da Sinan tarafından tasarlandığı, sonra bunların uygulamasını o yöre mimar ve ustabaşlarının yaptığı kabul edilir.


Sinan, birleşim ve yaratıcılık çabalarıyla yapıların tasarımı yanında, bunları gerçekleştirmek için gerekli kurulusu sağlamak ve yürütmekle görevliydi. Mimarbaşı ve imparatorluğun tüm bayındırlık işlemlerini yürüten kişi ve bir eğiticiydi.
Sinan, katıldığı seferlerle, Iran sınırından, Orta Avrupa'ya kadar çeşitli kentleri gezmiş, buralarda yer alan mimarî örnekleri incelemiş, gördüklerini deneyleriyle birleştirmiştir, öğrenme ve deneme isteği ölümüne dek sürmüştür. Sinan, mimaride Osmanlılara özgü biçimi olgunluğa kavuşturmuştur. Bu biçimin ana özelliği, yapıda örtü öğesi olarak her zaman kubbenin kullanılmasıdır. Sinan, kubbenin kullanımla olanaklarını doruk noktasına ulaştırmıştır.
Sinan'dan önce de kubbeli mekân anlayışı Akdeniz çevresinde uygulanıyordu ama, Sinan çıraklık dönemim dediği İstanbul, Şehzadebaşı Camisi'nden başlayarak bu anlayışı aşmıştır. Orta kubbeyi dört ayağd oturtarak, dört yanda bunlara bağlanan dört yarım kubbe ve dört köşede dört küçük kubbeyle, ilk önemli uygulamayı gerçekleştirmiştir.
1550-1557 arasında tamamladığı Süleymaniye Külliyesi, Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli denemelerinden biridir. Devrinin ekonomik ve toplumsal yapısının simgesidir. Külliyenin ana yapısı Süleymaniye Camisi, ortada bir kubbe, iki yanda yarım kubbeler, yanlarda değişik boyutlarda küçük kubbelerden oluşur. Sinan,'ın dinî mimaride ulaştığı en yüksek düz:ey Edirne, Selimiye Camisi'dir (1569-1575) .Daha önce, İstanbul'da, çini panolarıyla ünlü Rüstem Paşa Camisi'nde denediği 8 ayağa oturankubbe şeması, Selimiye'de anıtsal ölçülere çıkar.


Osmanlı mimarisinin en yaygın motifi olan tromplu kubbe, dördü duvardan ayrılmış, sekiz ayak üzerine oturur. Böylece yükler, küçük yapı elemanlarıyla aşağı iletilir. Bu yapı, mimarlık tarihinin en özgür eserlerinden biridir. Sinan'ın sanatçı olarak büyüklüğü, bu aşamaya, çok bilinçli ve her yolu deneyerek gelmiş olmasındadır.
Onun suyla ilgili çalışmaları da çok önemlidir, özellikle su kemerleri. Kırkçeşme suyu için yapılan kemerlerden biri Uzunke-mer'dir. 1553-1564 arasında bitirilen kemerin uzunluğu 700 metredir ve çift sıra kemerden oluşur. Vadinin durumuna göre biçimlenen kemerler, bazen 3 sıra olurlar. Bunlar arasında bir anıt niteliğinde olan Mağlova Kemeri, gerçek bir mühendislik örneğidir.
Sinan'ın yaptığı köprüler de, imparatorluğun politik alandaki başarılarına paraleldir. Gerekli yerlerde, ordunun yararına yapılan bu eserler, doğanın bütünüyle ilişkili olup biçimsel özelliklere sahiptir.
XVI. yüzyılın bu döneminde, Osmanlı imparatorluğu mimarî alanda büyük bir atılım yapmış, mimarî evrensel boyutlara erişmiş, devletin gücü, olgun yapısı mimariye yansımıştır. Mimar Sinan, tüm geçmiş değerleri, bulunduğu çağın koşulları içinde kullanarak, zengin denemelerle bu devrin simgesi olmuştur.

Kaynak:Bilginler ve Buluşlar Ansiklopedisi

Anthony Feldman

ÜSTADIN USTALIK ESERİM DEDİĞİ SELİMİYE CAMİİ'Nİ İNCELEYELİM

Tarihi Özellikleri: Selimiye Camii eskiden kavak meydanı denilen yerdeki Yıldırım Beyazıt’ın saray arsası üzerine yapılmıştır.Camii Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu II.Sarı Selim Kıbrıs ganimetiyle Hassa Mimarı Koca Sinan’a yaptırılmıştır. (Yapım Yılları : 1569-1575) Yapımı 6 yıl sürmüş yapımında dört yüz kalfa ve ondörtbin işçi çalışmıştır. Camii külliyesi ile beraber 22.022 m2 alanı kapsamaktadır. Camii dikdörtgen biçiminde olup 1620 m2 tutan iç kısmı bir kubbe ile örtülmüştür. Evliya Çelebi Camii için 27.760 kese akçe harcandığını yazmaktadır. Dışavlunun batı duvarı boyunca Selimiye Vakfiyesi ek olarak III.Murat tarafından kapalı bir çarşı yaptırılmıştır. Camii’nin içi takriben 6000 kişi almaktadır.Kubbesi Ayasofya kubbesinden 6 zira geniş 4 zira derindir. Külliyesinde 999 penceresi vardır. Çinileri orijinal ve kabartmadır. Şadırvan tarafındaki iki minaresi 3’er yolludur. Minberi tamamen mermer olup ve yan orta kısmı yekparelidir.

Selimiye niçin Edirne’ye yapıldı: Kıbrıs adasını düşmandan alırsam Allah rızası için bir Camii yaptıracağım diyen II.Selim Kıbrıs’ı fethedince vaadini unutuyor. Fakat bir gece rüyasında Hz.Muhammed Efendimiz : “Ey Selim sözüne sadık ol vaadettiğin camiyi buraya yaptıracaksın” diye parmağıyla Edirne’yi gösteriyor.Bu sebepten Selimiye Camii Edirne’ye yapılıyor.

Kubbe : Kubbe yüksekliği Camii tabanından kilit taşına kadar 43.28 m. Kubbe çapının 31.30 m taban ile kilit taşı arasının 15.86 m olduğu Y.Mimar Sedat Çetintaş tarafından belirtilmiştir. Kubbe şeklindeki sekiz sütun üzerine 40 pencereli kubbe kasnağı bunun üstün nefis çinilerinden pirametik biçimde yapılmıştır.

Minber : Minberi 25 basamaklıdır. Minber 16. Asrın mermer işçiliğindendir. Yerli ve yabancı her göreni hayran bırakan bu eşsiz eser Mimar Sinan’ı dünyaya tanıtıp nasıl bir usta olduğunu öğrenmek için bu minber kafidir diyenler çoktur.

Mihrab : Cami’nin mihrabı duvar içine oyulmuş tamamen mermerdir. Mihrabın yan duvarlarını kaplayan mavi ,yeşil ,kırmızı ve beyaz rengarenk motiflerden meydana getirilen pek nefis çinilerin üst kısmında lacivert üzerine beyaz renkli ve iri yazılı olarak Amen er Resulü alt tarafa bölümler halinde yazılın Fatiha Suresidir. Böylece Mimar Sinan Mihrabı çok nefis motifli ve kabartma çiniler ile Amen er Resulü ve Fatiha Suresi ile süslenmiştir.

Manevi özellikleri: Cami’nin kubbesinin tek olması Allah’ın tek olduğunu kubbesinin geniş olması Hıristiyan mimarlara galip gelindiğini ,Caminin pencerelerinin 5 kademeli oluşu İslamın 5 şartını , Vaaz kürsülerinin 4 tane oluşu İslam’da 4 tane mezhebin hak olduğunu, Selimiye külliyesinin 32 tan kapısının olması İslamın 32 farzını ,arka minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını , minarelerinde 12 şerefe olması camii yaptıran padişahın 12. padişah olduğunu sembol etmektedir.

Müezzin Mahfeli : Kubbenin altında 2 m. yüksekliğinde 12 mermer sütüna oturtulmuş müezzin mahfeli bulunmaktadır. Müezzin mahfelinin altında da mermer şadırvan vardır. Müezzin mahfelinin sol ön köşesindeki mermer sütün üzerinde kabartma bir lale motifi bulunmaktadır. Hakkında birkaç hikaye söylendi ise de Selimiye üzerinde XX. Yüzyıla kadar yazılmış eserlerde buna dair bir yazı bulunmadığını Dr.Rıfat Osman kaydetmiştir.

Hünkar Mahfeli : Caminin sol ön köşesinde 4 profil sütuna oturtulmuş Hünkar mahfeli vardır. Sütunlar 4 kemerle bağlanmıştır. Kemer araları ve duvarları yine zamanın nefis çinileri ile kaplanmıştır. Hünkar mahfeli çinilerinden bir kısmı 1877-78 Rus İşgali sırasında General Skoplef tarafında söktürülmüştür. Moskova Müzesine gönderilmiş olup halen orada sergilenmektedir.

Minareler : Minarelerin her biri üçer şerefe olup harem tarafındaki minareler üç yolludur.Birinci yol,birinci şerefe ile üçüncü şerefeye;ikinci yol,ikinci şerefe ile üçüncü şerefeye;üçüncü yol ise doğrudan üçüncü şerefeye gider .Kıble yönündekiler birer yolludur. Minarelerin yüksekliği 84 m çapı 4 m üçüncü şerefeye kadar 250 basamaklıdır. Alem 2.5 metredir.

Ters Lale : Rivayete göre Camini arsası içinde bir lale bahçesi varmış ve bu bahçe sahibinden Camii için satın alınmak istendiğinde sahibi vermemek istemiş, sonunda razı geldiğinde bahçesinin devamlı sembolik edilmesi için bir lale motifinin yapılmasını istemiş.Mimar Sinan da lale motifini yapmış fakat ters olarak yapmış lale motifi burada bir lale bahçesinin olduğunu, ters yapılması ise sahibinin tersliğini temsil etmektedir.